Bir “sandviç bakım veren” olmak, aynı anda hem yaşlı, hasta ya da engelli bir yetişkinin (çoğunlukla anne, baba veya kayınvalide/kayınpeder) bakımını üstlenmek hem de kendi çocuğuna ya da genç bir aile üyesine bakmak anlamına gelir.
Eğer bu tanım size tanıdık geldiyse, muhtemelen siz de bir sandviç bakım verensiniz.
Bu rol, toplumda sıkça fark edilmeyen ama oldukça yaygın bir durumdur. Üstelik birçok sandviç bakım veren aynı zamanda çalışmaktadır. İş sorumluluklarını, aile yükümlülüklerini ve iki yönlü bakım rolünü dengelemek çoğu zaman oldukça zorlayıcı ve yıpratıcıdır.
Araştırmalar, sandviç bakım verenlerin %79’unun stres veya kaygı, %49’unun ise depresif belirtiler yaşadığını gösteriyor. Ve ne yazık ki bu görünmeyen emeğin fark edilmemesi işleri daha da zorlaştırıyor. Bakım verenin desteğe ihtiyacı olduğu anlaşılmadığında, yük tek başına taşınıyor. Kendine zaman ayırmak, yardım istemek ya da duygularını ifade etmek ikinci plana atılıyor. 💛
Ama unutmayın: Yalnız değilsiniz. Bu yükü hafifletmenin yolları var.
Aşağıda sandviç bakım verenlerin yaşamını kolaylaştırabilecek bazı önerileri derledik.
1. Yardım istemekten çekinmeyin
Türkiye’de birçok bakım veren, çevresinden yeterince destek görmediğini dile getiriyor. Bu elbette çok gerçek bir durum. Ancak bazı kişiler, geriye dönüp baktıklarında, aslında hiç kimseye açıkça yardım talebinde bulunmadıklarını fark ediyor.
Ailenizden, dostlarınızdan, komşularınızdan ya da profesyonellerden açık bir dille destek istemek, yükünüzü hafifletebilir. Paylaşmak, yalnızca işleri kolaylaştırmakla kalmaz, duygusal dayanıklılığınızı da artırır.
2. Acil durum planınızı hazırlayın
Bakım sürecinde her zaman beklenmedik durumlar olabilir. Bu yüzden kısa sürede devreye girip destek olabilecek kişileri önceden belirleyin. Örneğin, demansla yaşayan kişi hastaneye gitmek zorunda kalırsa çocuğunuza bakabilecek biri, ya da tam tersi bir durumda destek olabilecek biri kim olabilir?
Acil durum planı, o anda paniğe kapılmadan organize hareket etmenizi sağlar ve sizi ciddi şekilde rahatlatır.
3. Planlı ve organize olun
Ajandalar, hatırlatıcı notlar veya bakım uygulamaları günlük hayatınızı kolaylaştırabilir. İlaç saatleri, okul toplantıları, doktor randevuları ve ev içi sorumluluklar bir noktada birbirine karışabilir.
Bu nedenle küçük planlama araçlarını kullanmak, zihinsel yükü azaltır. Böylece hem önceliklendirme yapabilir hem de zamanınızı daha verimli yönetebilirsiniz.
4. Destek kaynaklarını araştırın
Kendi yaşadığınız şehirde bakım verenlere destek olan kurum ve toplulukları araştırın. Örneğin Türkiye Alzheimer Derneği’nin yerel şubeleri, bakım veren destek grupları düzenliyor.
Biz de Kaizen Nöropsikoloji olarak, 2021 yılından bu yana bakım verenlere yönelik erişilebilir destek programları, eğitimler ve projeler yürütüyoruz. Bu tür kaynaklara dahil olmak, yalnızlık hissini azaltır ve paylaşımın gücünü hatırlatır.
5. İş yeriniz ve çocuğunuzun okulu ile iletişimde olun
Eğer çalışıyorsanız, işvereninizle durumunuzu paylaşmak önemli bir adımdır. Esnek çalışma modelleri veya bakım izinleri gibi yasal haklarınız olabilir.
Aynı şekilde, çocuğunuzun okulu ile açık bir iletişim kurmak da önemlidir. Ailenin yaşadığı durumu okulun bilmesi, çocuğunuzdaki davranış değişimlerini daha iyi anlamalarına ve destek sunmalarına yardımcı olur. Ayrıca, size ulaşılamadığı durumlar için (örneğin, çocuğunuz hastalandığında siz demanslı yakınınızla ilgileniyorsanız) okulun ikinci bir yetişkinin iletişim bilgilerine sahip olduğundan emin olun.
Hem iş yerinde hem okulda bu konuyu paylaşmak, destek mekanizmalarından yararlanmanın kapısını aralar.
6. Kendinizle düzenli olarak “durum değerlendirmesi” yapın
Kendinize şu soruları sormayı alışkanlık haline getirin: “Ben nasıl başa çıkıyorum? Biz aile olarak nasıl başa çıkıyoruz? Fiziksel ve duygusal olarak bizi en çok zorlayan şeyler neler?”
Bakım süreci, çoğu zaman kişinin kendi ihtiyaçlarını farkında olmadan geri plana ittiği bir dönemdir. Ancak kendi sağlığınızı ve duygusal durumunuzu ihmal etmek, uzun vadede hem size hem de sevdiklerinize zarar verir.
Kendinizi yoklamak, tükenmişlik belirtilerini erken fark etmenizi sağlar. Sürekli yorgunluk, sabırsızlık, uykusuzluk, umutsuzluk ya da ağlama isteği gibi sinyalleri hafife almayın. Bunlar zayıflık değil, destek ihtiyacının göstergesidir.
Unutmayın: Kendinize iyi bakmak bir lüks değil, bakım verebilmenin ön koşuludur. 🌿
Sandviç bakım veren olmak, iki kuşak arasında sıkışmak değil, iki kuşağı birbirine bağlayan bir köprü olmayı gerektirir. Bu köprünün güçlü kalabilmesi için, siz de kendi temellerinizi korumalısınız.
Destek istemek, plan yapmak ve kendinizi dinlemek… bunlar küçük adımlar gibi görünse de, yaşam kalitenizde büyük farklar yaratabilir. 💛
