Zona Aşısı ve Demans Riski: Araştırmalar Ne Diyor?

Zona aşısı demans riskini azaltabilir mi?

Son birkaç yılda yayımlanan araştırmalar, ilk bakışta birbirinden oldukça uzak görünen iki konu arasında ilginç bir bağlantıya işaret ediyor: zona aşısı ve demans. Farklı ülkelerde, farklı araştırma yöntemleriyle yapılan bazı büyük çalışmalar, zona aşısı olan kişilerde ilerleyen yıllarda demans tanısının daha az görüldüğünü bildiriyor.

Ancak daha en başta önemli bir noktayı söyleyelim: Bu çalışmalar, henüz zona aşısının demansı önlediğini kanıtlamıyor. Peki neden böyle bir ilişki araştırılıyor ve bugüne kadar ne bulundu?

Önce zonayı biraz tanıyalım.

Zona, çocuklukta su çiçeğine neden olan varicella-zoster virüsünün (VZV) yıllar sonra yeniden aktif hale gelmesiyle ortaya çıkıyor. Su çiçeğini geçirdikten sonra virüs vücuttan tamamen kaybolmuyor. Sinir sistemindeki bazı sinir düğümlerinde yıllarca sessiz halde kalabiliyor ve özellikle yaşla birlikte bağışıklık sisteminin değişmesiyle tekrar aktifleşebiliyor. Zona çoğunlukla ağrılı bir deri döküntüsüyle bilinse de VZV aynı zamanda sinir sistemini ve bazı durumlarda beyin damarlarını etkileyebilen bir virüs.

Bu nedenle araştırmacılar uzun süredir şu soruyu soruyor: Virüsün tekrar tekrar veya şiddetli biçimde aktifleşmesi, yıllar içinde beyin sağlığını etkileyebilir mi?

Bunun için birkaç olası mekanizma üzerinde duruluyor. VZV’nin yeniden aktifleşmesi vücutta iltihabi bir yanıt oluşturabiliyor. Virüs bazı durumlarda beyin damarlarının duvarlarını da etkileyerek damar iltihabına yol açabiliyor. Beyindeki uzun süreli inflamasyon ve damar hasarı ise bilişsel gerileme ve demans açısından önem taşıyan süreçler.

Bir diğer olasılık da aşının etkisinin yalnızca virüsün yeniden aktifleşmesini önlemekle sınırlı olmaması. Aşılar bağışıklık sistemini belirli bir virüse karşı hazırlarken, bağışıklık hücrelerinin genel çalışma biçiminde de bazı değişikliklere yol açabiliyor. Bu değişikliklerin, vücuttaki uzun süreli iltihabi yanıtları azaltması veya sinir sistemi ile bağışıklık sistemi arasındaki etkileşimi farklılaştırması mümkün olabilir.

Ancak bunların hiçbiri henüz aşı ve demans arasındaki ilişkiyi açıklayacak kanıtlanmış mekanizmalar değil. VZV’nin demansa neden olduğunu veya zona aşısının bu mekanizmaları engelleyerek demansı önlediğini bugün için söyleyemiyoruz.

Bir de önemli bir ayrım var: Bütün zona aşıları aynı değil.

Bu araştırmaları değerlendirirken iki farklı zona aşısını birbirinden ayırmak gerekiyor.

Canlı-zayıflatılmış zona aşısı: Virüsün hastalık oluşturma gücü azaltılmış canlı bir formunu içeriyor. Genellikle tek doz uygulanıyor. Daha eski nesil zona aşısı olarak düşünülebilir ve birçok ülkede yerini yeni nesil aşıya bıraktı.

Rekombinant zona aşısı: Canlı virüs içermiyor. Virüsün bağışıklık sisteminin tanıyabileceği bir proteinini, bağışıklık yanıtını güçlendiren bir yardımcı maddeyle birlikte içeriyor. İki doz uygulanıyor ve günümüzde birçok ülkede tercih edilen zona aşısı bu.

Bu ayrım önemli çünkü demansla ilgili araştırmaların bir kısmı eski canlı aşıyı, bir kısmı ise yeni rekombinant aşıyı inceliyor.

Peki şu ana kadar yapılan çalışmalar ne buldu?

2025 yılında Nature dergisinde yayımlanan çalışma bu alandaki en dikkat çekici araştırmalardan biri. Araştırmacılar Galler’deki zona aşı programının oluşturduğu sıra dışı bir “doğal deneyden” yararlandı. Programda aşıya uygunluk kişinin tam doğum tarihine göre belirleniyordu. Belirli bir tarihten hemen önce doğan kişiler aşıya uygun değilken birkaç gün sonra doğan kişiler uygun hale geliyordu. Bu sayede araştırmacılar yaşları ve birçok özelliği neredeyse aynı olan, ancak aşıya erişimleri farklılaşan grupları karşılaştırabildi.

Burada kullanılan aşı canlı-zayıflatılmış zona aşısıydı. Yaklaşık 282 bin kişinin sağlık kayıtlarının incelendiği çalışmada, aşı sonrası yedi yıllık takip süresinde demans tanısı alma olasılığını göreceli olarak yaklaşık %20 azaldığı tahmin edildi.

Bu çalışma özellikle önemli çünkü basitçe “aşı olanlarla olmayanları” karşılaştırmıyor. Doğum tarihinden kaynaklanan aşı uygunluğu farkını kullandığı için, insanların sağlık davranışlarından kaynaklanabilecek bazı yanlılıkları azaltabiliyor. [1]

Bugün kullanılan rekombinant aşı için ne biliyoruz?

Burada ayrı çalışmalar devreye giriyor. 2024 yılında Nature Medicine’da yayımlanan bir araştırma, ABD’de eski canlı-zayıflatılmış aşıdan yeni rekombinant aşıya geçiş dönemini inceledi. Yaklaşık 104 bin rekombinant aşı alan kişi, yaklaşık 104 bin canlı aşı alan kişiyle karşılaştırıldı.

Rekombinant aşıyı alan grupta sonraki altı yıl içinde demans riski daha düşüktü. Demans geliştiren kişiler açısından bakıldığında bu fark, ortalama 164 gün daha uzun süre demans tanısı almadan yaşamak anlamına geliyordu. Üstelik burada karşılaştırma “aşılı ve aşısız” kişiler arasında değil, iki farklı zona aşısı arasında yapılıyordu. Yine de araştırmacılar açıkça şunu vurguladı: Bu çalışma gözlemseldi ve tek başına neden-sonuç ilişkisini kanıtlayamazdı. [2]

2025 yılında Vaccine dergisinde yayımlanan çok daha büyük bir geriye dönük çalışmada ise 4,5 milyondan fazla kişinin sağlık verileri incelendi. Bu kez araştırılan aşı yine rekombinant zona aşısıydı. İki dozu tamamlayan kişilerde demans tanısı aşılanmamış kişilere göre daha az görülüyordu. İstatistiksel düzeltmelerden sonra iki doz aşı yaklaşık %32 daha düşük demans riskiyle ilişkiliydi. İlginç olarak, çalışma başlamadan önce zona tanısı geçirmiş olmak ise daha yüksek demans riskiyle ilişkiliydi.

Ancak burada çok önemli bir sorun var: Bu bir gözlemsel çalışma. Aşı yaptıran ve yaptırmayan insanlar birbirlerinden yalnızca aşı açısından farklı olmayabilirler. [3]

2026 yılında Nature Communications’ta yayımlanan başka bir çalışmada da iki doz rekombinant zona aşısı olan 65 yaş üzerindeki kişiler incelendi. Aşı olanlarla aşı olmayanlar doğrudan karşılaştırıldığında demans riski yaklaşık %51 daha düşük görünüyordu.

Ama araştırmacılar burada çok önemli bir kontrol daha yaptı. Zona aşısı olan kişileri, başka bir yetişkin aşısı olan Tdap aşısını yaptırmış kişilerle karşılaştırdılar. Bu karşılaştırmada fark %27’ye düştü.

⚠️⚠️ ⚠️ Bu neden önemli? Çünkü bu bulgu bizi bilimsel çalışmaların en önemli sorunlarından birine götürüyor: “sağlıklı aşılanan kişi etkisi. Aşı yaptıran insanlar ortalamada sağlık kontrollerine daha düzenli gidebilir, daha fazla egzersiz yapabilir, kronik hastalıklarını daha iyi takip edebilir veya sağlık hizmetlerine daha kolay erişebilir. Dolayısıyla aşılı kişilerde daha az demans görülmesinin bir kısmı aşının kendisinden değil, bu farklılıklardan kaynaklanabilir. Başka bir aşıyı yaptırmış kişilerle karşılaştırma yapılınca farkın %51’den %27’ye düşmesi de bunun neden önemli olduğunu çok güzel gösteriyor. [4]

⚠️⚠️ ⚠️ Ama bütün bu çalışmaların ardından en önemli cümle şu: “Bir ilişki bulunması” ile “bir tedavinin bir hastalığı önlediğinin kanıtlanması” aynı şey değildir.

Bu farkı özellikle vurgulamak gerekiyor. Şu anda elimizdeki çalışmalar:

Zona aşısı olan kişilerde demansın daha az görülebildiğini,

bu ilişkinin hem eski canlı aşı hem de yeni rekombinant aşıyla yapılan farklı çalışmalarda ortaya çıktığını,

bazı güçlü doğal deneylerin basit gözlemsel çalışmalardan daha ikna edici sonuçlar verdiğini
gösteriyor.

Ama bunların hiçbiri şu an için “zona aşısı demansı önler” dememize yetmiyor. Bunu söyleyebilmek için, demans açısından özel olarak tasarlanmış, insanların rastgele aşı veya kontrol grubuna ayrıldığı büyük klinik çalışmalara ihtiyaç var.

Dolayısıyla mevcut bilimsel veriler, demanstan korunmak amacıyla zona aşısı yaptırılıp yaptırılmaması gerektiğne karar verebilmek için yeterli değil.

Zona aşılarının şu anda kanıtlanmış ve onaylanmış temel amacı zona hastalığını ve onun komplikasyonlarını önlemek. Bir kişinin zona aşısı olup olmaması ise yaşı, bağışıklık sistemi, mevcut hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve ülkesindeki aşılama önerileri dikkate alınarak sağlık profesyoneliyle birlikte değerlendirilmesi gereken ayrı bir konu.

Peki zona aşılarının yan etkileri? Burada da iki aşıyı ayırmak gerekiyor.

Canlı-zayıflatılmış aşıda en sık görülen yan etkiler enjeksiyon yerinde ağrı, kızarıklık, şişlik veya kaşıntı ve baş ağrısı. Canlı virüs içerdiği için özellikle ciddi bağışıklık sistemi baskılanması olan kişiler açısından kullanımında özel kısıtlamalar bulunuyor.

Rekombinant aşıda ise enjeksiyon yerinde ağrı, kızarıklık ve şişlik oldukça sık görülüyor. Halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı, titreme, ateş, bulantı veya mide-bağırsak yakınmaları da görülebiliyor. Bu reaksiyonlar çoğunlukla 2–3 gün içinde geçiyor, ancak bazı kişilerde günlük aktiviteleri geçici olarak zorlaştıracak kadar belirgin olabiliyor. Çok nadir olarak ciddi alerjik reaksiyonlar görülebilir. Rekombinant aşı sonrasında Guillain-Barré sendromu da çok nadir bir olası yan etki olarak izleniyor.

Yani burada da “aşı demans açısından umut verici görünüyor” demek, aşının tamamen risksiz olduğu anlamına gelmiyor. Her tıbbi müdahalede olduğu gibi yarar ve riskler birlikte değerlendirilmeli. [5]

Bugün ne söyleyebiliriz?

⚠️⚠️ ⚠️ Şu anki veriler oldukça ilginç. Üstelik aynı yöndeki bulgular artık tek bir araştırma grubundan veya tek bir aşı türünden gelmiyor. Canlı-zayıflatılmış zona aşısıyla yapılan doğal deneyler ile rekombinant zona aşısını inceleyen büyük veri çalışmaları, farklı yöntemler kullanmalarına rağmen benzer bir sinyal veriyor: zona aşısı daha düşük demans riskiyle ilişkili olabilir. Bunun nedeni virüsün yeniden aktifleşmesinin engellenmesi, nöroinflamasyonun veya damar hasarının azalması, bağışıklık sistemindeki başka değişiklikler ya da bunların bir kombinasyonu olabilir. Bunun yanında yukarıda da belirttiğimiz gibi, zona aşısı yaptıran veya yaptırabilen bireylerin yaşam biçimi ve hayat olanakları genel olarak yaptırmayan veya yaptıramayan kişilerden farklı olduğu için de bu ilişki görülüyor olabilir.

Ama bugün bilimsel olarak bulunduğumuz nokta sadece: “Evet bu ilişki ilginç ve bu ilişkiyi bulan çalışmalar giderek artıyor.” Henüz: “Zona aşısı demansı önler.” noktasına yakın bile değiliz. Bilim dünyasında bu iki cümle arasındaki fark oldukça önemli.

Kaynaklar


[1] Eyting M, et al. A natural experiment on the effect of herpes zoster vaccination on dementia. Nature. (2025)
[2] Taquet M, et al. The recombinant shingles vaccine is associated with lower risk of dementia. Nature Medicine. (2024)
[3] Tang E, et al. Recombinant zoster vaccine and the risk of dementia. Vaccine. (2025)
[4] Rayens E, et al. Recombinant zoster vaccine is associated with a reduced risk of dementia. Nature Communications. (2026)
[5] Centers for Disease Control and Prevention (CDC). Shingles (Herpes Zoster) Vaccine Safety ve Pink Book: Zoster.
[6] Ogunjimi B, et al. Varicella zoster virus and the central nervous system. Nature Reviews Microbiology. 2026.
[7] Zoster Vaccination and Dementia: Interpreting the Signal and Testing the Mechanisms. Clinical Infectious Diseases. 2026.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top